Menu

Arrival Filmi

Arrival adlı filmi akşam izledim. Genel de filmleri türkçe altyazı ile izlemeye özen gösteririm. Türkçe dublaj yapılırken film bana göre bozuluyor.
Açtım tabletten altyazılı olarak Arrival filmini izliyorum. Uzay - uzaylı konseptini severim. Gerçi eskisi gibi güzel uzay konseptli filmler yapmasalar da yoklukta hepsini izledim. Aynı şekilde zamanda yolculuk filmlerini de affetmem. Yalar yutarım.

Bir film izlemeden önce ekşiyi açar film başlığında yorumlara bakarım genelde. Baktım film ile ilgili ne diyorlar. Spoiler okumadan birkaç entry okudum. Başlığın başlarında filmi sevmişler ama sonlarına doğru nefret etmişler. O biçim entryler var.

IMDB puanına baktım Arrival için. 8 üzeri almış. Dedim bakayım ben buna. İzleyeyim şu filmi.

Yazının bundan sonrası spoiler içerebilir. Aman dikkat.

Açtım izliyorum. Başlarda çok güzel gidiyor. Dünyanın 12 farklı noktasına uzaylı gemisi gibi böyle küre gibi birşey inmiş. İnsanlar korkuyor tabi. Dünyamızı istila mı edecekler, bizi mi öldürecekler. İsyanlar var sürekli.
Hükümetlerde uzaylılarla iletişime geçmeye çalışıyorlar.
Baş kızımız bir adet dil bilimci. Dünya'da ki dilleri inceliyor. Lengüistik yani.
Amerika hükümeti kızımıza gidip uzaylılar ile iletişim kurabilir misin diyor.
Ablamızda tabi diyor. Atlıyorlar bunlar 12 geminin Amerika topraklarında olanına gidiyorlar.
Her 18 saatte bir geminin altı açılıyor ve bunlar içeri girip arada uzaylılar ile konuşuyorlar. Uzaylılarda bildiğiniz ahtapot gibi birşey. GDOlu ahtapot. Aslında bayağı değişik bir tasvir oldu. Daha önce tentacle tasviri yapıldı mı uzaylılar için, mutlaka yapılmıştır gerçi bilmiyorum ama, ben bu tasviri ne beğendim ne yadırgadım.
Buradan sonrasında kızımız başlıyor, Ali Ata Bak gibi uzaylılara harfleri öğretiyor. Uzaylılar da bunlara kendi harflerini öğretiyorlar. Böyle böyle konuşuyorlar yavaştan.
Bu arada Çin durur mu, uzaylılardan iyice kıllanıyor ve savaş açıyor. Topraklarımızı terketmezseniz sizi vururuz diyorlar. Rusya'da katılıyor bunlara. Dünya'da artık bir uzaylı-insan savaşı çıkması an meselesi.
Ablamız da kendi ülkesindeki uzaylılara neden geldiniz diye soruyor. Uzaylı onlara "ğarl zort yurt" yani "offer weapon" (silah önermek için) diyor. Weapon kelimesi uzaylıca tool yani alet-gereç anlamına da geliyormuş. ABD kıllanıyor diyor bunlar bizi gömecek. Kızımız da durun belki tool demek istemiştir diyor.
Ablamız en son uzaylıların gemisine giriyor. Daha önceleri arada cam varken konuşuyorlardı. Camsız ortamda birebir tensel temas ile uzaylıların yanına gidiyor. Uzaylıların gelme amacı biz 3.000 yıl sonra bunlara insanlık olarak yardım etmişiz. Onlarda bize gelip hediye vermek istemişler. Hediye de kendi dilleri. Dillerini bilen geleceği görebiliyormuş. Ablamız geleceği görerek Çinli generali arayıp ikna ediyor. Yapma evladım savaşma diyerek. Sonra herşey barış çicek oluyor.

Filmin konusu çok güzel. Ama sonu çok sıvanmış. Bu ay izlediğim 3 filminde konusu çok güzeldi ama kurguları o kadar kötü ki. Sonlarda filmi toparlayım derken de sıvamışlar.
Tamam güzel fikir buldun da niye sonunu güzel düşünemiyorsun. Fikri bulduğun gibi senaryoya döküp neden filmi çekersin. Filmin sonu çok dokunaklı idi ağladım diyen gördüm. Yahu neresi dokunaklı. Ne var sonunda. Kızı var ailesi var. Eee tamam. Buna mı ağladın. Cidden sinir oldum filmin sonunda. Lost taktiği mi uyguluyorsunuz napıyorsunuz. Başları ve ortası çok güzel ama sonunda el ele ışığa yürüme. Yapmayın...

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.